8 Şubat 2013 Cuma

Bir Daniel Day-Lewis Piyesi: "Lincoln"


Başlığı bu şekilde atmamın nedeni Amerikalıların tarih derslerinde belki de en çok işledikleri ve üzerinde durdukları dönemin, iç savaş sürecinden köleliğin kaldırılmasına ve Başkan Lincoln'ün öldürülmesine kadar uzanan süreci, klasik tarih kitabı edasıyla işlemesi. Sırtına da sonuna kadar öğretici olma misyonunu eklemiş, genç kuşağa Lincoln'ün ne kadar büyük adam olduğunu ve önemli işler yaptığını, Başkan'ın klasikleşmiş ve Amerikalılar için öğreti niteliğinde cümleleriyle anlatmayı çabalayan bir film. Bu çabasının da boşa çıktığını düşünmüyorum kendi ülkesinde. Peki dünyanın diğer yerlerinden nasıl görünüyor "Lincoln"?

Başka bir coğrafyada yaşayan bir insan olarak "evet büyük adammış" demekten ziyade, filmle ilgili edilecek çok fazla cümle olduğunu ve filmin de başka bir malzemeye sahip olduğunu düşünmüyorum. Amerikalılar içinse Spielberg'ün milliyetçi tarafının bol bol kabarmasıyla gururlanarak icra ettiği bir iş elbette. Her ne kadar film şu son günlerde ülkesinde tarihçiler tarafından çokça tartışılsa ve tarihi yanlışlıklar yapıldığı söylense de Başkan'ın zor zamanlarda ettiği sözler bildiğimiz gerçeklerin izinden gidiyor ve pek tabii Daniel Day-Lewis'in başkana büründürdüğü kimlik çok sağlam malzemeden oluştuğu için filmi başından sonuna sıkılmadan izlettiriyor.


Filmde asıl dikkat çekilen etmen, siyasetin her daim nasıl işlediğini ve nasıl işletilmesi gerektiğini göstermesi. Bu konuda gördüğümüz ve tanıdığımız kadarıyla uzman olan Lincoln'ün zaman zaman sinsice hareket etmesine rağmen naif tavrını hiç bozmadan; saygınlığını, halkın kendisine olan sevgisini ve kontrolü hiç kaybetmeden de bu işin yapılabileceğini de göstermesi de dikkat çekilmek istenen noktalardan bir diğeri. Kendi siyaset sahnesinde en önde olan adamın verdiği kararlar yüzlerce insanın ölmesine sebep olabiliyor. Bu acıların altında ezilmenin insanı ister istemez olgunlaştırdığını, karakterin gözünden görebilmemiz yine başrol oyuncusunun performansından kaynaklanıyor. Tarihte anlatılanlara bakacak olursak da kibar tutumuyla tanınan bu adamın, filmde yavaş yavaş gözümüzde bir aziz kıvamına gelmesi ve üstüne bir de bilgece söylemleri herkesin sempatisini fazlasıyla kazanacak bir figüre dönüşmesine yol açıyor. Spielberg de karakterin insani yanını gözümüze sokmak için hemen her sahnede uğraşıyor. Diğer yandan köleliğin kaldırılmasına karşı olan Demokratların kaka taraf olarak ikide bir gösterilmesi ve "Cumhuriyetçi ruhun!?" halkların eşitliği için canla başla çalışmasının vurgulanması da dimağımızda kötü tat bırakıyor. Hele ki Obama'nın başkan olduğundan beri bu noktaya kolay gelmedik söylemleri ve siyahilere özgürlüklerinin verilmesinin son zamanlarda birçok filmle gösterilmesi, Amerika'nın bu durumu hala sindirmeye çalıştığını gösteriyor. Utançlarını övüntüye dönüştürme sevdalarının dışavurumunu görmüş oluyoruz bir nevi ve bir kez daha yazık ki. Sonuç olarak Lincoln hayatını siyasetle karıştırmak zorunda kalırken, Spielberg de Amerikan kültürünü tanıtma görevi verilen şahsiyetlerden birisi olarak, bir kez daha sanatını siyasetle karıştırıyor.

Daniel Day-Lewis büyük oyuncu. Bu noktaya gelirken bunu çok kere gösteren bir sanatçı. Karakterini yaşadığını gözünden görebildiğiniz az sayıda oyuncudan birisi olan Lewis, bu filmde de o eski dönem adamını konuşma stilinden yürüyüşüne kadar dört dörtlük canlandırıyor. Aslında filmi izlenir kılan tek etken O ve bu kadar bölgesel bir filmin başka bir ülkede izlenmesinin de tek geçerli sebebi olmasıyla övgüyü hak ediyor. O sert bakışlı Tommy Lee Jones yine aynı sert bakışlarıyla perdeye yakışıyor, hakkını vermek gerekli. İnsanlık için küçük ama Amerikalılar için büyük kısa bir dönemi anlatan film, sadece iyi oyunculuk görmek için izlenilebilir. Zira o taraflarda En İyi Film dalında aday olması anlaşılır olsa da küresel anlamda Eh İşte Film ödülü alabilir ancak.

1 yorum:

Trailer Addict- Movie Trailers